İmalat Sektörü- Mustafa ESER Röportajı

By | 24 Mart 2016

-İmalat sektörü dünü, bugünü ve geleceğine dair kısa bir bilgi verebilir misiniz?

İmalat sektörü deyince ikiye ayırmak gerekir; birincisi seri ürün üretimi, ikincisi ise seri üretim araçları üretimi. Bir tekstil makinesinde kumaş dokumak birinci guruba tekstil makinesinin kendisini üretmek ise ikinci guruba girer. Keza bir pres tezgahında çay kaşığı üretmek birinci, pres makinesi üretmek de ikinci guruptur.

Birinci guruba giren ve genellikle doğrudan tüketime gidecek ürün üretimi konusu cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gelişmeye başlamıştır. Özellikle 1930 lu yılların ortalarına kadar kurulmuş olan devlet kuruluşları örnek olmuştur; Sümerbank, Etibank vb gibi. Devamında özellikle de 1950 yıllarından itibaren özel kuruluşlar da bu tür tüketici ürünlerini üretmeye başlamış ülkemiz, çevre ülkelerle mukayese edildiğinde hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu durum bugün için de geçerlidir.

İkinci gurup sorunludur. Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde kurulan DDY işletmeleri (Eskişehir, Sivas, Adapazarı fabrikaları oldukça önemli yatırımlar yapılmıştır) bekleneni verememiştir. Bugün ülkemiz lokomotif ve organlarını Çin den ithal etmektedir. Keza büyük bir hızla başlamış olan uçak ve motoru üretimi 1940 lı yıllardan itibaren gerilemiş ve 1950 yılları başında tamamen durmuştur.

Yürüyen araçlarda durum biraz farklıdır. Ülkemiz ne seri üretimde ne de üretim araçlarının üretiminde gelişememiştir. 1960 yılından itibaren başlayan kıpırdanmalar geçen elli yılı aşkın zaman içinde hemen hiç gelişememiş, ülkemiz montaj yapmaktan ileri gidememiştir. Son zamanlarda savunma sanayiindeki gelişmeler bile yeterli değildir. Motor ve güç aktarma organları milli değildir, üretimleri için verilen çabalar henüz neticelenememiştir.

Bu sektörde çalışmak isteyen mühendisler için önerileriniz neler olacaktır?

Başarılı mühendis olmak önemlidir ve mühendiste başarı ölçüsü dünyanın gelişmiş ülkelerinde mühendislerin yaptıklarını yapabilmeleridir. Başarının ön şartı kişinin doğuştan yapısının uygun, istediği mühendislik dalında eğitim alması, istediği konuda gelişerek tecrübelenmesi ve çok çalışmasıdır. Kişinin mühendisliğinin gelişiminde yapısal uygunluk bize göre 1/5, diğerleri ve özellikle de kişisel gayreti 4/5 dir.

-Sektörde istihdam olanakları konusunda ne düşünüyorsunuz? Özellikle yeni mezunların karşılaştıkları temel sorun deneyim eksikliği nedeni ile istihdam olanaklarından kısıtlı bir biçimde yararlanmakta oldukları görülüyor. Sizce bu sorun nasıl aşılabilir?

Her iki gurup üretim yapılmadıkça mühendisliğin gelişimi de eksik kalacaktır. Bu husus dışında çok önemli bir sosyolojik faktör vardır: tecrübe edinme dâhil eğitimin her kademesinde “biz zaten yapamayız”, “yapacağız ancak bizi bırakmıyorlar”, “ithal daha ucuz ve kaliteli” gibi çoğunlukla da biz orta yaş ve üzerindeki beceriksiz mühendislerin söyledikleri sözler. Son birkaç on yıldır sıkça söylenen de “dünya artık üretim değil bilgi çağını yaşıyor” ve “nano teknoloji dönemi geldi” gibi aslında doğru ancak beceriksiz mühendislerin arkasına gizlendiği durumdur.

Ülkemizde maalesef genç mühendis adayının durumu iyi değildir.

  1. Kendisine asıl olanın yaratıcı mühendislik (creative engineering) olduğu öğretilmemektedir,
  2. Lisans eğitimi temel bilgileri verir veya vermelidir,
  3. Yaratıcı mühendislik ise bir ihtisas işidir ve kişi ancak bir konuda gelişebilir,
  4. Yaratıcı mühendislik tasarım ile başlar, numune üretimi, araştırma-geliştirme çalışmaları, seri üretime dönük süreç yönetimi çalışmaları ve seri üretim olarak devam eder.

Bugün, teknolojik gelişmiş dünyanın mühendislik olarak yaptığı bu ve benzer çalışmalardır. Doğaldır ki mühendisin ürettiği ürünlerin kullanımı ve faal tutulması da bir mühendislik hizmetidir ki ülkemizde mühendisler çoklukla bu konuda çalışmak durumunda kalmaktadırlar.

Genç mühendislere iş sahaları açılması yaşça bir öndeki mühendislerin işidir. Bu hususta kendimi hep utanarak yaşama durumunda olan bir mühendis olarak görmekteyim. İyi eğitimli genç mühendislerimizin ithalat memuru, banka mali müfettişi, siyasetle uğraşmak gibi konularda çalışmak zorunda kalmaları da ibret verici olaylardır.

 

-Diğer öneri ve görüşleriniz nelerdir?

Mühendislik, özellikle de yaratıcı mühendislik kişinin talebine bakılarak lise döneminde başlamalıdır. İhtisaslaşma esastır bu da lisans eğitimi sonrası olur. Sınai işletmeler ve devlet genç mühendislerin ve bunları eğitecek kişilerin yetişmesi konusunu desteklemelidir. Özellikle de eğiticilerin ihtisas eğitimi ve eğitim mahallerinin teşkilatlanması da teşvik kapsamına alınmalıdır. Aksi halde;

1970 yıllarında ülkemizde Takım Tezgâhı üretimi var idi, artık yok. Bu tür makinaları son 20-30 yıl içinde ortaya çıkmış ülkelerden ithal ediyoruz. Keza bu yıllarda başlamış olup Dizel Motoru üreten fabrikalarımız artık yok. Ve hatta son günlerde popüler olan Tank Motoru, Lokomotif Motoru, Yerli Otomobil Motoru gibi projelerimiz de korkarım ki başarısız olur.

 

Mustafa Eser

Makina Mühendisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir